Türk savunma sanayisi, havacılık ve uzay teknolojilerinde elde ettiği kabiliyetleri sahaya yansıtmaya hız kesmeden devam ediyor. Uzun süredir heyecanla beklenen ve Türkiye’nin stratejik caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak olan yeni nesil milli seyir füzesi SOM-J, en kritik virajı başarıyla döndü. TÜBİTAK SAGE tarafından tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirilen SOM-J, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini sıfır hata ile vurarak seri üretim öncesi rüştünü ispatladı.
Bakan Kacır: “Sahada Önemli Bir Güç Çarpanı Olacak”
Gelişmeyi sosyal medya hesabı üzerinden test atışına ait çarpıcı bir video ile duyuran Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, füzenin sahadaki dengeleri değiştireceğine vurgu yaptı. Bakan Kacır, paylaşımında, “TÜBİTAK SAGE imzalı millî seyir füzemiz SOM-J, canlı harp başlığıyla gerçekleştirilen son atış testinde hedefini tam isabetle vurdu. Alçaktan uçuş kabiliyeti ve yüksek manevra yeteneğiyle kritik taarruz görevleri için geliştirilen füzemiz; yüksek hassasiyet ve düşük görünürlük özellikleriyle sahada önemli bir güç çarpanı olacak.” ifadelerini kullandı. F-16 platformundan ateşlenerek deniz üstündeki bir hedefi başarıyla imha eden füze, operasyonel kullanıma ne kadar hazır olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Radarlara Görünmeyen Kusursuz Avcı: SOM-J’nin Öne Çıkan Teknolojileri
Peki SOM-J’yi standart bir seyir füzesinden ayıran ve onu rakipleri karşısında öne çıkaran teknolojiler neler? Klasik mühimmatların aksine SOM-J, modern harp sahasının en büyük ihtiyacı olan “düşük görünürlük” (Stealth) prensibiyle tasarlandı. Özel aerodinamik yapısı sayesinde radar kesit alanı minimize edilen füze, düşman hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmeden derin hedeflere sızabiliyor. Alçak irtifada yeryüzü şekillerini yalayarak (Terrain Following) uçabilmesi, onun bu “görünmez” yapısını inanılmaz bir taktik avantaja dönüştürüyor.

Bunun yanı sıra teknoloji harikası bu füze, hedefini bulmak için yalnızca GPS verilerine bağımlı kalmıyor. Üzerindeki yüksek teknolojili Kızılötesi Görüntülemeli (IIR) arayıcı başlık ve Otomatik Hedef Algılama (OHA) algoritmaları sayesinde, elektronik karıştırmanın yoğun olduğu zorlu ortamlarda dahi hedefinin yapısını analiz ederek vurulması gereken en zayıf noktayı kendi başına seçebiliyor. Ağ destekli harekât (Data-Link) yeteneği ise SOM-J’ye, uçaktan fırlatıldıktan sonra bile rota veya hedef güncellemesi yapılabilmesine olanak tanıyor. Kısacası, ateşlendikten sonra dahi komuta merkezinin kontrolünde kalmaya devam eden, sahadaki anlık değişimlere tepki verebilen son derece zeki bir mühimmattan bahsediyoruz.
KAAN ve KIZILELMA’nın Derin Vurucu Gücü Olacak
SOM-J’nin gövde tasarımının standart SOM füze ailesine göre daha kompakt (katlanabilir kanatlar ve küçültülmüş profil) olmasının altında stratejik bir neden yatıyor: Yeni nesil savaş uçaklarının gövde içi silah istasyonlarına sığabilmek. Zırh delici harp başlığına sahip olan ve hem kara hedeflerine hem de donanma unsurları gibi hareketli su üstü hedeflerine karşı ölümcül bir etki yaratan SOM-J’nin, Türkiye’nin 5. nesil milli savaş uçağı KAAN ve insansız savaş uçağı KIZILELMA’ya entegrasyon süreçleri hızla devam ediyor.

Bu entegrasyon tamamlanıp Roketsan tarafından seri üretimi hızlandığında Türk Hava Kuvvetleri; düşman hava sahasına hiç girmeden, radara yakalanmayan uçaklardan ateşlenen düşük görünürlüklü füzelerle stratejik hedefleri yüzlerce kilometre öteden imha etme yeteneğine kavuşacak.

Radarlara Görünmeyen Kusursuz Avcı: SOM-J’nin Öne Çıkan Teknolojileri



